Güneye Giderken

Kırgızistan #98 / 15. Gün

Öncelikle dün akşamdan bahsedeyim. Çünkü hatırlayacağınız üzere bir önceki gönderinin tamamını Carlos işgal etmişti.

Araçtan indiğim gibi ilk gün kaldığım Freelander Hostel'in kapısından girdim. Normalde farklı yerlerde kalıp deneyimlemek öncelikli tercihimdir ama Avrupa da dahil olmak üzere hayatımda gördüğüm en iyi hostel burası. Gelir gelmez bisikleti park alanına, çantaları odaya koyup duşa koştum. Adeta Paris-Roubaix sonrası şaftı kaymış bisikletçi gibi aldım duşumu. Hafifledikten sonra hostelin verandasında benim gibi gezip tozan arkadaşlarla bira eşliğinde lafladık. Enerjisi biten gidip yattı. Ben de odamın yolunu tuttum.

Bugün ise planımda bisiklet için kutu bulmak, bant almak, havaalanına gitmek için taksi ayarlamak gibi zevksiz ama mühim işler var. Ayrıca dünyaca ünlü Oş Pazar'a da uğrayıp güzel bir yemek ile finali yaparsam harika olacak. Burası içinde her şey olan pazarların belki de en büyüğü. O kadar dar ve kalabalık yerlerden geçtim ki bir ara nefessiz kalmaktan tırsmadım değil. Klostrofobisi olan girmesin mümkünse. Neyse gün içerisinde görevlerin tamamını tembellik ede ede halllettim. Havanın kapalı olması can sıkıcı açıkçası. Tüm gün aralıklarla yağmur da yağdı.

Akşam saatlerinde Pashmina ve Petr ile pizza yemeye çıktık. Tabii ki yerel bir bira üreticisi olan Abdysh-Ata'nın Urban 312'sini denedim. Yurt dışı turlarda en sevdiğim iş yerel bira tatmak. Gerçi şu anki kurlarla yerel olmasa da olur :) Pashmina demişken, Koçkor'da karşılaşıp Issık-Kul'a kadar sürmüştük. Takip edenler anımsayacaktır. Bişkek'te aynı hostelde karşılaştık. Kader tam olarak böyle bir şey işte. Zemin hazırlamanız gerekiyor. Yani kuleye çıkmazsanız prensin gelip sizi kurtarmasını beklemeyin.

Our paths crossed again after ten days with @thegonegoat in Bishkek. And we all together went to eat pizza for dinner. The last night was a good for us.